geçmiş gün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
geçmiş gün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2011 Cuma

214



2006'da 114 numara olarak düşerdi kaydı,bugün 214.adın önemi yok zaten.numaraların yok..bizim hayatımızın çok önemli bi dönemine evsahipliği yapmıştı,gerisi hikaye.

ben bildim bileli Önbüro'ya ait bu lojman odası hep kişiler arasında el değiştirdi ama,hiç başka bir departmanın olmadı.hep Önbüro'dan birileri kaldı bu odada.kral muhabbetler edildi,en gizli aşk yaraları gösterildi.ayan beyan ortadaydı bütün acılar,bütün kızgınlıklar,bütün mutluluklar..hani uzansan elle tutabilirdin,soyut sayılan bütün duyguları.kaydı gitti ellerimizden anılarımız şimdi,sele karıştı..

içi boşaltılıp,kapısı çekilmiş bir hikayeden geriye ne kaldı şimdi?bir ünlem işareti bir nokta işte..bütün hikaye!.

24 Aralık 2010 Cuma

"ama"na koyim!


Gecen ay icerisinde 24 kasim ögretmenler günü kutlandi.tekrardan bazi ögretmenlerin bu özel günü kutluamak isterim buradan.ama dedigim gibi;“bazi“ ögretmenlerin.cünkü hayatta öyle ögretmenler tanidim ki,sadece o meslegin degil,insanligin yüz karasi olmaya adaydir kendileri.

Bu sayfada yeri geldi densizce yazilar yazdim..maksat muhabbetti ya..salladim bi seyler.yeri geldi laf soktum birilerine alttan alta..ama emin olun ki,hic bir zaman subjektif olmadim..bu yaziyi da bütün objektif dugularimi devreye sokarak yaziyorum:)

Hepimizin basina gelmistir derste nutuk hadisesi.devletten matematik veya fen bilimleri dersini vermek icin para alan bir zat,zart diye baslar bi nutuk cekmeye..lafin gelecegi yer asikardir.basta bir top cevirme hadisesi gibi görünür,ama en olmadik yerde ataga cikar,kalenize bindirir de bindirir..KARSIYIM!laf soktuklarinin biri her zaman muhakkak ben oldugum icin degil;bu kisinin,bu laflari söylemek görevi olmadigi icin,haddine düsmedigi icin!!üstüne vazife olmayan seylere burnunu sokan herkese karsi oldugum icin karsiyim!!

„ben,sizin iyiliginiz icin söylüyorum!“ diye lafa baslayan herkese sokacak bi lafim vardi benim,ama susmak zorundaydim..cünkü Türk Egitim Sistemi bizleri hocanin elindeki not defterine mahkum etmisti..evde baba korkusu da eklenince,süper güc konumuna gelen bu olguya boyun egmistim.onlar sükretsinler ki,ben daha 17 yasina basmamistim.zaten 17 yasindan itibaren katildigim ders sayisi bellidir.o saatten sonra bu tür hocalarin hic birini takmadigim onlarca arkadasimin sehadetinde ispatlidir.bu yaziyi okuyacak lise arkadaslarimin yalanim varsa yalanlamaya haklari da vardir.kapiyi carpip siniftan cikmisligim da vardir,hocaya kafa tutmuslugum da..cünkü ders anlatmak icin aldigi parayi nutuk cekerek cebe indirmeleri noktasinda ortaya cikan haksizliga,sessiz kalarak ortak olamazdim..olmadim!

Derste nutuk cekiyor adam,bak dinle:“biz iyiliginiz icin konusuyoruz oglum,yoksa bana ne!okumayip cöpcü mü olacaksiniz!!“ diye bas bas bagiriyor adam..ve sinifta,babasi gercekten cöpcü olan bir arkadasimiz var!!!cocuk dolu dolu gözlerle dinliyor hocayi!hemen yanimda oturuyor arkadasim,ve vücut isisinin yükseldigini birebir hissediyorum!yazik degil mi peki o cocuga,o babaya!yaziklar olmasin mi o hocaya!!

Adamin biri,lise 1 okurken bana :“2 hafta sonra veli toplantisi var.baban gelsin okula bak ben ne yapiyorum.yedigin boklari anlaticam!diyecem seni ayagindan tavana assin!“..babam o toplantiya gelirse,ve bu adam bu sekilde anlatirsa,hakkaten sicmisim!isin komigi o dersten aldigim yazili notu 70 küsür..ortalamanin üzerinde basariliyim yani..ama herif benim jöleli saclara,koridorda yaktigim türküye,sesli gülmeme takmis!!..neticede 2 hafta sonra o toplanti vakti geldi.ben de akli basinda her normal insan evladi gibi babama söylemedim..daha dogrusu korkumdan söyleyemedim!!ama bizim baba duyarli bir veliydi..toplantidan sonraki hafta cikti geldi hocalarla görüsmeye,ve foyam ortaya ciktiiii…hem yedigim boklari(!) anlatti herif,hem toplantiya gelmedigini anladi babamin..bi de o eklendi ki sorma!!ortalik ellialti!!!ne mi oldu sonra?babamla bir daha hayatim boyunca düzeltemeyecegim boktan bi iliskim oldu..gitmedim okula..Antalyaya geldim..sene basi oldu,aile beni okula gidecek diye cagirdi bi daha Urfaya..okula gidiyorum saniyorlar,ne gezer..cikiyorum evden.dolaniyorum sokak sokak..aksam tekrar dönüyorum..arkadaslar beni Antalyada saniyor hala,baba okulda saniyor..o foyamda ortaya cikti..DARBE-2:arkadaslarin gözünde de,yalancinin önde gideni olduk mu bu sefer!!kactim gittim Antalyaya bi daha..aileyi kaybettim arkadaslarin,gözünden düstüm usta!arkadas dedigim de,her biri milyona bedel birer aslan parcasi ha!!!

Ne ailem bilir bu hikayeyi ne arkadaslar..ilk defa burda yazdim iste..okurlarsa anlarlar..bir hocanin görevi midir peki,bir aileyi bu hale sokmak!!gencecik bir delikanliyi bütün arkadaslarinin gözünde bu duruma düsürmek!!benim hayatimi alt üst eden o pezevengi ben bugün halen buldugum yerde kendimi tutamam da,ceker vururum diye icimde bu kadar öfke biriktirmissem,memleketi terketmissem,o can arkadaslarimdan onca yil ayri kalmissam,benim iyiligim icin mi söylemistir o orospucocugu bu laflari!!!

Arkadas baska bi seydir usta..bagrina basti beni onlar tekrardan ama..babam affetti,oldu bitti dedi ama!!!!!..ben yerimden yurdumdan oldum!onca senem heba oldu..diyecek ki sorsan,ben senin icin söylemistim ama bunun olacagini tahmin edemedim..ama tahmin edemedin mi?17 yasinda gül goncasiydim lan ben!aslan gibi delikanliydim!konustum mu arkadaslarim agzimin icine bakiyodu benim.futbol oynuyordum,siir yaziyordum,mutluydum ulan!bensiz muhabbeti haram sayiyordu cocuklar,o kadar seviliyordum..herifin birine omuz koydum diye kavga ettik,arkadasim girdi benden önce kavgaya,düsürdüler omuzu cikti!ugruna omuz verdigim adam koca bi yalanci diye düsündü o cocuk,ne „ama“si!!!!deli gibi yagmurun yagdigi bi gün dolmus parasi yok cepte.arkadasim babasinin arabayi caldi beni eve birakmak icin.vurduk arabanin arkasini.cocuk babadan essek sudan gelinceye kadar dayak yedi..yalanci bir pic kurusu icin mi yedi lan o dayagi!!??!!ne „ama“si!!babam aman eksik kalmasin diye bilgisayarimi da aldi,harcligimi da koydu cebime..ceketin kravatin en iyisini aldi,spor ayakkabinin en fiyakalisini!beni o adamin gözünde „olmaz olsun böyle evlat!“noktasina getirdin ulan ne „ama“si!!! ne „ama“si lan,amana koyim ne amasi!!!

Bir hayati rotasindan cikardilar..suyumun akisini degistirdiler usta.o herif sicak yataginda simdi..ailesinin icinde,arkadaslarinin yaninda!ben nerdeyim usta…

Olmaz olsun böylesinin hocaligi,ögretmenligi,adamligi,insanligi….

Ne „ama“si usta…Ne „ama“si!!

17 Aralık 2009 Perşembe

yüzleşme (!)



fotoğraf,Kudis'te bulunan soykırım müzesinden..Hitler'in yahudilere yaptığı soykırım anısına yapılmış bir müze..fotoğrafta görünenler ise, Alman 18 yaş altı milli takımı..insanoğlu tarihle hep yüzleşmiştir varolduğundan beri..yıllardır Hitler'i "sadece" cani,Yahudileri ise "sadece" masum göstermekle,işin kolayına kaçtı insanoğlu..hiç bir mesaj kaygısı gütmeden,bir kere daha hiç bir şeye faydası olmayacağını,hiç kimsenin bu farkı anlamak için çaba harcamayacağını bile bile,öööylesine not düşeyim;o bir "SOY"kırım değildi..orada ölenlerin ortak paydası yahudi olmaktı..dini içerikli bir şeydi o yapılan..(ayrıntı çok gereksiz,farkındayım)

velhasıl,yukarıdaki fotoğraf,bu haftanın enteresan fotoğraflarından biris olmuş..fotoğrafı aldığım sitede fotoğrafın ismi confrontation olarak geçiyor,yani yüzleşme..bir diktatörün yaptıklarının hesabını,yükünü bu,henüz reşit olmamış çocuklara yüklemişler anlayacağınız..bunun adı haksızlıktır!bu bir yüzleşme değildir,benim kanaatimce,bunu iddia etmekse,düpedüz yüzsüzlüktür!!

söyleyen kaçtı...

24 Ekim 2009 Cumartesi

ne gündü bee...15 kasım 84..doğum günüm..


ben doğduğum neler oldu diye sordum google'e,o anlattı ben dinledim..ne günmüş bee!
24 Ekim 2009
22:18 itibarı ile

15 Kasım 1984
Bir Perşembe günü dünyaya geldin
Sen doğalı 303 ay geçti
Sen doğalı 1.301 hafta geçti
Sen doğalı 9.109 gün geçti
Sen doğalı 218.637 saat geçti
Sen doğalı 13.118.238 dakika geçti

Sen doğalı 787.094.467 saniye geçti



Şu anda 24 yaşındasın
Bir sonraki doğum gününe 21 gün var
Bir sonraki yeni yıla 68 gün var
Hicri takvime göre doğum tarihin 21 Safer 1405
Tahmini ana rahmine düşme tarihin 09 Şubat 1984

Şuan için Dünyadaki insan nüfusu : 7.008.107.995



Ortalama Türk erkeği ömrüne 42 yıl uzaktasın
Ortalama gelişmiş ülkelerdeki erkek ömrüne 48 yıl uzaktasın
Ortalama Türk kadını ömrüne 47 yıl uzaktasın
Ortalama gelişmiş ülkelerdeki kadın ömrüne 55 yıl uzaktasın
Allah uzun ömürler versin

Senin yaşına eşit bir ördek 7 yaşında
Senin yaşına eşit bir keçi 4 yaşında
Senin yaşına eşit bir kedi 12 yaşında
Senin yaşına eşit bir at 14 yaşında
Senin yaşına eşit bir balina 123 yaşında

Sen doğduğunda cumhurbaşkanımız Kenan Evren idi

Sen doğduğunda başbakanımız Turgut ÖZAL idi


Doğduğunuz yıl asgari ücret: 24.525 TL

Sen doğduğun gün Amerikan Doları 415,56 TL idi

Sen doğduğun gün Alman Markı 140,90 TL idi

Sen doğduğunda 200 gr ekmek 11 Lira 11 Kuruş du

23 Ekim 2009 Cuma

nostaljiye bak!

nefis bir nostaljik malzeme..facebook'taki bir gruptan buldum bunu..çekiliş tarihi 9 nisan 1987!!3 yaşındayım...

21 Ekim 2009 Çarşamba

askerlik anısı.

benim berberin önünde oturmuş l-manyak'a dalmış gitmişim..zafer hemen yanımda dizinin üstünde bilgisayar,tugay'ın yedek kulübesinde bile gördüğü bir işlem yapıyor..sokak ortasında bilgisayarla internet..vay be,nerden nereye..bizim zamanımızda.....neyse neyse,bizim zamanımızda diye başlayan bir cümle girişiminin sonu pek hayra gitmez..gerçi tugay yedek kulübesinde 3g ile internetten falan diye bahsediyordu galiba-tam emin değilim- ama bizim zafer civardaki kablosuz ağların birinden internet çalıyodu..uzatmayayım,çalarken birden şöyle bi şey inleme yükseldi:
-ulan askerlik anıların yok!!
kafayı çevirip soru işaretli soru işaretli bakıyorum..ulan nerden çıktı!?hadi çıktı diyelim,niye bağırıyorsun!!
-ne askerliği be?
-hafız hiç askerlik anını yazmamışın,ne biçim Türk evladısın lan sen?
bilgisayara bakarak bana bu soruyu sorunca ,olayın gizemini çözmeye yardımcı olur diye ekrana bakıyorum,benim blog:)bu ara çok moda:)bütün arkadaşlarımda "mamonun bloga girip reklamları tıklayın la,para kazansın çocuk" modu hakim..teşekkür ederim arkadaşlar,"ama bloga girip reklamları tıklamayın,girip okuyun" diyorum.tabi bu sözü söylememde blogda yer alan ANTALYASPOR STORE reklamının ücretini peşin almamında etkisi var:)

lafı uzatmayayım dedikçe laf uzattığımı farkettim şu an..bu sefer harbiden uzatmayıp yazının konusuna geleyim.zafer'in askerlik anısı isteğini kırmayıp yazayım bi anımı,yoksa herif kamuoyu oluşturup bloga girişleri engelleyebilir,o potansiyel var..

askerliğimin acemi birliği dönemini Erzincan 59. Topçu Tugayı Topçu Er Eğitim Taburunda yaptım.45 günlük acemi birliğinin ardından yemin törenimiz yapıldı.törenin sonunda verilen 20 dakikalık istirahatte(askerlikte asla mola denmez),biraz "sivil" görelim diye,yemin törenini izlemeye gelen ailelerin arasına karıştık.4 tertip beraber gezerken 20 metre ötemizde annem yaşında bir kadın,hepsi birbirine benzeyen 10.000 tane asker içinde bana doğru bakarak,hatta doğruca bana bakarak,heyecanla "İsmail!!" dedi..boğaza bir şeylerin düğümlenmesi hissi son raddeye ulaştı..kadın beni oğlu sanmıştı!!.bir daha İsmail diye seslenince,ne yapacağımı şaşırdım.hani boğazıma bi şey düğümlendi dedim ya;onun yüzünden konuşamıyorum da....kadın bana doğru yürümeye başlayınca,elimi kafamdaki kep'e atıp (askerde asla şapka denmez) çıkardım kafamdan..madem konuşamadım,bari göstereyim İsmail olmadığımı diye..kadın hayal kırıklığının hiç bir zerresinin bulunmadığı dolu dolu gözlerle:
-ay yavrum ben seni oğlum sandım..neyse hepiniz benim oğlumsunuz,gel seni de öpeyim.deyip beni ve beraberimdeki arkadaşlarımı öpmüştü..kendi annemizin elin öpmüş gibi öptük elini,o da kendi oğlunu öper gibi bizi öptü..

şanlı bir ordunun üyesi olmanın gururuna çok farklı şeyler eklenmişti o gün..gözlerimizden yanaklarımıza doğru damlalar taarruz etmiş,yüreğimiz memleket ve hasret marşları söylemekteydi..hatırladıça,kalbimde bir titreşim dalgasının yayıldığı bir hatıradır..


ahan da size askerlik hatırası..

1 Eylül 2009 Salı

palyaço

ilkokul 3.sınıftaydım galiba.derslerin birine başlamak üzereyken öğretmenimiz sınıfa gelip,bahçeye çıkmamızı istedi.bahçede üçerli sıralar halinde dizdiler bizi.tek kol aralığı hizaya soktular,kimse sıradan çıkmasın diye de sıkı sıkı tembihlediler.her öğretmen kendi sınıfının başına geçti ve düştük yola.belediyenin küçük bir salonu vardı,her türlü organizadyon orda yapılırdı(toplu düğün,konferans,konser..vs..).hepimizi doluşturdular oraya.palyaço gösterisi yapılacağı istihbaratı (!) ulaştı sonra..nasıl sevindik anlatamam!heyecenla beklediğimiz dakikalar geçirmiştik,heyecandan geçmek bilmeyen dakikalar başlamıştı.derken sahneye,yüzü gözü boyalı,tuhaf renkli elbiseler,koca ayakkabılarla palyaço kılıklı(!) bir adam çıkıverdi.o zamanlar bizi çok güldüren bir kaç soğuk espiri yaptı.biz de palyaço lafını duyduğumuz andan itibaren gülmeye şartlanmış bünyenin iplerini verdik palyaçonun eline..ulan ne komik adam bu diye düşünürken öbürüde geldi sahneye.yolunu kaybetmişte,kendini birden sahnede bulmuş gibi hareketlerle,çocuk ruhumuzu tiyatral yeteneğine hayran bıraktırdı..atışmalar başladı sonra iki palyaço arasında.karagöz ve hacivat'ın çok,ama hakkaten çok kötü bir taklidiydi sahnedeki,ama bizim umurumuzda bile değildi..hepimizin hayatından ilk kez izlediği palyaço gösterisi için eleştiri yapabilecek dökümanlarımız,kültür birikimimiz,espiri anlayışımız yoktu.bize göre palyaço denen şey izlendi miydi,gülünürdü aga..bütün bildiğimiz buydu..




bunlar böyle atışırken,biri rol icabı sinirlenip sahneyi terketti.öbürü de "tüh ya!kırdım arkadaşımı!" diyerek arkasından sahneyi terketti,repliğini çok yapmacık bir edayla söyleyerek.onların boşalttığı sahneye bir kız fırladı..altı normal gündelik kıyafet,ama surat palyaço boyası.."korkmayı,korkmayın" dedi," ben ne yapar eder onları barıştırırım,birazdan geri getiririm,siz bana 20 dakika süre verin"..oyuna ara vermiş oluyordu böylece..enteresandır;yıllar sonra bu konularla hiç alakası olmayan bir adam;Mahmut Tuncer,yaptığı televizyon programında reklama giderken böyle şeyler yapmıştı.ve bana hep o palyaço gösterisini hatırlatmıştı,tuhaf..gösteriye ara verilince sınıf başkanı olduğum için öğretmenim çağırdı beni yanına:"bizim sınıfı bi sayda bakalım eksik felan var mı?kaç kişi saydığını gel bana söyle ben dışarıdayım."verilen talimat gereğince sınıfı saydım ve gidip öğretmene tekmil verdim!salona dönerken -kulis kapısı olduğunu sonradan öğrendiğim- bir kapını önünde,palyaçolardan birini gördüm.kapının dibinde,bir çok yörede amele oturuşu,muzip ortamlarda sıçma pozisyonu denilen pozisyonda oturmuş,sigarasını derin derin ciğerine çekerken gördüm.şaşırmıştım..içerideki o şen şakrak palyaçodan eser yoktu.sigaradan derin bir nefes çekiyor,sonra sigaranın yanan ucuna doğru üflüyordu dumanı..derdi olduğu her halinden belliydi,palyaçoluğu da!!orda öylece kalakalmıştım.öylece izliyordum onu..sahnedekinden çok farklı,kendi yazıp,yönetip,oynadığı bir filmin,en acıklı sahnelerden birini sergiliyordu palyaço.görüntüde arayı veren kız belirince kafayı kaldırıp ona baktı,gömdü yine kafasını..kız ayak ucuyla dokunup,asma lan suratını der gibi baktı."kalk hadi kalk" dedi,"ikinci perde.."..palyaço son ama derin bir nefes çekip fırlattı sigarayı.."ve hayatım boyunca unutamayacağım orepliği söyledi " .ikecem perdesini..the end .mına koyim!!"


tokat yemiştim,tokat!!!filmlerde görüp sevdiğimiz,çocukların dostu,bir nevi hayal kahramını canım ciğerim palyaço,ağız dolusu sövmüştü gözlerimin önünde..olur muydu lan!!??bu bize,bana yapılır mıydı!?ne çok severdik seni.boyalı suratını,kırmızı burnunu,şapşal kıyafetlerini,saf halini..paytak yürüyüşünün hastasıydık.bırak espirilerini,duruşunu bile hastasıydık..ama sen heyecanla gözlerimizi diktiğimiz perdeye,gelişiyle içimizi burkan sona sövdün..bize sövdün ulan,bize!!çocukluğumuza,saflığımıza,gülmelerimize,hayallerimize sövdün!!senin yüzünden hiç bir palyaçoyu sevemedim ben..hüzünlü baktığınız fotoğraflar hep mutlu etti beni.şeytan azapta gerek dedim içimden her seferinde..ve büyüyüne,seni bir nebze olsun anlayana kadar sevemedim seni ve senin şahsında,senin gibi boyalı suratların hepsini..


dün,iftarı yoğunluktan 20 dakika geç açıp,back ofis'te gebermiş gibi otururken,arkadaşlardan birisi gelip,sorunlu bir misafirin benimle görüşmek istediğini söyledi..bastım kalayı..küfürün bini bir para..resepsiyonun kapısına kadar yürüyüp,le havle çekip açtım kapıyı.."yüzümde en yavşak ifadeyle "buyrun efendim nasıl yardımcı olabilirim?" diye bir soru yönelttim,sanki az önce o kadar küfürü bu kadına etmemişim gibi!!!sen gelip geçtin gözümün önünden o saniye,bir daha yad ettim seni..ne kadar haklı olduğunu,ne kadar haksız olduğumu hatırladım bi daha..haksızlık etmişim sana!!


gülerken ağladığın,sövüp-sayıp yaladığın bir düzen bu.dünya böyle bir sahne işte!!her şey boyalı bir dekor,bütün gülümsemeler sahte!!!!


içimizde sıralanmak için tetikte bekleyen,kimi çoktan taarruza geçmiş bir yığın küfür;suratımızın orta yerinde yalan bir gülümseme..biz buyuz işte!!!

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Nar-ı aşk


test edildi tarafımdan onaylandı:arkadaşların yokluğuna alışılmıyor..!!

insan alıştığını sanıyor,sonra üzerinden zaman geçince de "evet" diyor alıştım..
ben de demiştim alıştım diye bi kaç sefer..içimden bir ses,"nah alıştın!ne alıştın lan?!" demişti..ve inanılmaz bir dayak yemiştim,içimdeki sesin sahibinden..

kabullendim tabi sonra..geçen gece yukarıda resmi,yazının sonunda da linki verilen videoyu izleyip,gecenin üçbuçuğunda zırıl zırıl ağlayınca haklı olduğumu yine acı acı anlayıp içlendim..

Nar-ı Aşk söz ve müziği Mustafa Suveren kardeşime ait bir türkü..gerçekten nefis olmuş..Videoda gitarı çalan yakışıklı oluyor kendisi..

sol en başta darbuka çalan şahsiyet Haşim Mutlu..Altın Kalpli Devim benim..
bağlamada Ömer Faruk Gözoğlu..hep gülen güzel yüzün sahibi,canım arkadaşım..
tef çalan :))))))))))))
pardon....faruk'u görünce gülmemek mümkün değil..tef çalan arkadaşsa urfalı hayal-halk kahramanı "smayil"in ete bürünmüş hali Ömer Faruk Çiftçi'dir..
Oturanların en solundaki adam,Emin Sansak..orda lafın gelişi adam demedim..gerçekten adam,gerçekten insan,sağlam arkadaş,sağlam beşiktaşlı kardeşim..
Ortadaki şahsiyet Mustafa Demirbilek..bir dönem aynı sırayı paylaştığımız,o gün bugündür,aynı hayatı aynı yüreği paylaştığım kardeşim..
en sondaki şahsiyetse,Şanlıurfaspor'lu taraftarların gözbebeği,arkadaşlarının bir tanesi,benimde "bra" dediğim,kardeşten öte dediğim adam Mehmet Nuri Kabul..

hepinizi çok seviyorum!!!

NAR-I AŞK'I DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN..

26 Temmuz 2009 Pazar

seninle gurur duyuyorum..


resimde görünen kişi kim biliyo musunuz?bilmiyorsunuz..resimdeki kişi Almanya'nın bir zamanlar çokca ümit vadeden,Pekin olimpiyatlarında ülkesini temsil eden atlet,Linda Stahl.

cirit atma dalında pek çok kez yarışmalara,oyunlara katılmış 2007 yılında Osaka'da ve Stuttgart'ta dünya 8incilikleri elde etmiştir.sadece sporla ilgilenen biri değildir,aynı zamanda Münster'de tıp eğitimi görmüştür..

peki ben durup dururken Linda Stahl isimli bir atlet hakkında niye yazdım?tamam spora meraklı olduğumu herkes bilir ancak cirit atmayla benim tek bir ilişkim olabilir,o da olimpiyatlarda 100 mt.yarışları başlamadan önce trt'nin cirit atmayla ilgili görüntüleri ekrana vererek beni izlemeye mecbur etmiş olması olmalıdır..yani normal şartlada böyle olmalıdır.ama değil.benim Linda Stahla hakkında yazmamın sebebi,onun,az önce Facebook'tan yazdığı mesajla beni çok ama çok şaşırtan,aynı zamanda çok mutlu eden,çok değer verdiğim bir arkadaşım olması..hani yazışınca tuhaf oldum..ne olursa olsun sonuçta dünya çapında organizasyonlarda boy gösteren,önemli sahnelere çıkmış bir insan,benim uzun yıllardır tanıdığım ve arkadaşlık ettiğim birisi.

milli atlet olarak ülkesini olimpiyatlarda ve dünya şampiyonalarında temsil etmiş,karakteriyle her zaman takdirimi toplamış,insancıl,ailesine düşkün,her zaman saygılı,her zaman kibar bir insandır Linda..

kendisine de söyledim,"Google'da gördüm "wikipedia" biografini yayınlamış" dedim.o da cevap verdi:ama aptallar ailem hakkında hiç bir şey yazmamışlar...bu kadar da bir tarafı kalkmamış,egosuna yenik düşmemiş biridir.sormuştum bir keresinde "gerçekten çok iyi dereceler kazanmış,altın madalyalar,birincilikler almış,dünya rekorları kırmış olsaydın,yine aynı Linda mı olurdun?" diye,cevap müthişti:"değişmek,kendimi kaybetmek istemiş olsam bu dediklerini hepsini başarırdım..değişmek bir tercihtir.ben onu tercih etmedim!!"

senin gibi bir arkadaşım olduğu için kendimi çok mutlu hissediyorum..Seninle Gurur Duyuyorum Arkadaşım!!

"Ich wünsche, dass du immer erreichst, was du wollst im Leben."

17 Temmuz 2009 Cuma

eskilerden..


tarih olarak o kadar eski değil belki ama,resimdeki çocuk ve şimdiki ben...
"sanki seni bi yerden tanıyorum" durumu hakim fotoğrafla aramdaki ilişkide..
çok kıymet verdiğim bir insan göndermiş bana..burda çok küçükmüşsün demiş...

niye büyüdüm ki sanki...

26 Haziran 2009 Cuma

skor tabelası...


yukardaki fotoyu görünce maziye gittim bi an..-nuri bu postu okursa çok gülecek eminim:)-
HIZMALI BİRLİKSPOR'da kaçak olarak oynadığım bir maç..rakip Viranşehir İdman Yurdu..maç Urfa'nın ünlü Haleplibahçe Stadı(!)nda..maç izlemeye gelmiş çocuklardan birini koymuşlar skor tabelasının başına,o da çekirdek yiye yiye bekliyor..
sağ bek oynuyorum o maçta.çocuğa sordum:
-9 atsak tabelası var mı len?
-siz 9 atın ben dokuz diye bağırrım abi.dedi çocuk..güldüm geçtim.
ve biz 8 yedik o gün..utancımdan çocuğun yüzüne bakamadım sahadan çıkarken.maçtan sonra o buldu beni.suratıma baka baka,yüzünde en fırlama bakışıyla:
-sekiz deyim mi abi?.demişti..


yer yarılmazki giresin o an!!!

7 Haziran 2009 Pazar

Suzuki faciası:)



Özgür Özen olacak şahıs,fotoğrafların birinin altına yazmış Suzukinin fotosounu niye koymuyon diye..ben de koyacağıma dair söz vermiştim..koydum,kına yaksın:)

otelimize ait,misafir taşımakta kullanılan Suzuki marka araçla,çam ağacığını devirdiydim zamanında..onu belgeliyor bu fotoğraf..

:))

6 Haziran 2009 Cumartesi

fotoğraf hikayesi..


tam tarihi hatırlayamıyorum kusura bakmayın,ama yıl 2000..resimde yanımda görünen arkadaşım Mehmet Durak Tüysüz,anları ölümsüzleştirmek için fotoğraf makinesi getirmişti okula.benim de fotoğrafımı çekmek istiyorlar.ama benim fotoğraf çektirmeyi sevmemek gibi bi huyum var o zamanlar-ki hala var.-bol bol fotoğraf çekiliyor o gün..ben hep çeken kişiyim.mümkün olduğunca çekilmeme gayreti içindeyim..deken Funda Hocanın ingilizce dersinde,hocaya yoklamayı verip,geldim oturdum Durak'ın yanına..Kemal Yetkin seslendi:"la mamo,bak hele.."bakmak için dönüyorum ve flaşlar ardı ardına patlıyor:)Sonra fotoğrafı görünce ve Durak'ın verdiği poza bakınca,önceden planlanmış bi şey olduğunu anlıyorum..

tam benim istediğim gibi bi fotoraf oldu aslında,yalansız,pozsuz,doğal...neysem oyum o fotoğrafta..Kemal'e "ne istiyon len?" diye bakmışım.

güzel fotoğraf gerçekten..selam olsun..