sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2011 Pazartesi

tosun pasa:)

youtube araciligiyla yüzyilin kiyagini yapiyorum efendim..tosun pasa 9 bölüm halinde tamami karsinizda..buyrun izleyelim beraber..Türk Sinemasi'nin yüz aki bu filmde emegi olanlari saygiyla yad edelim bi kere daha..

bu arada hakiki tosun pasa benim!!
:)

























17 Ekim 2010 Pazar

hababam!


Hababam sınıfı -- fesupanallah>

onlardan bahsedeceğim bir post için hazırlık yapıyorkene,bu müthiş videoya rastladım..mahmut hocaya,semra hocaya,müdüre ve geri kalan herkese gider yaptıkları omuhteşem sahne..hayatımda ki en muhteşem film serisi olarak halen liste başı olan o muhteşem yapıtın,en güzel bölümünün,en muazzam sahnesi..

hep beraber izliyoruz,hababam sınıfı ve fesupanallah!
videoyu göremiyorsanız tıklayınız!

16 Ekim 2010 Cumartesi

Başyapıt!






kapıcılar kralı..hayatımın filmlerinden..içerisinden bir video ararken 1976 yılındaki fragmanını buldum..videodaki kartal tibet seslendirmesi müthiş:"aralıksız güldürüciiiz!"..

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Sil Baştan..


evet artık filmlere ağlıyorum..hem de yoğun bir şekilde..hani bir-iki damlalık değil..bildiğiniz ağlamak..

hayranı olduğum Jim Carrey ve tatlı kız Kate Winslet'ın başrolünde oynadığı bu muhteşem film de,bir güzel hüngürdetti beni sağolsun..

bilim kurgu-romantizm karışık bu film,afişindeki soruyu hepimize soruyor aslında..kalbin sevdiğini unutmak aklın haddine midir?mantık,kalbin üstesinden gelebilir mi?sorunun cevabı,benim olmasını istediğim gibi çıktı..

denk gelirseniz izlemenizi tavsiye ederim..




17 Nisan 2010 Cumartesi

FREE ZONE



facebook'ta bu filmden bir sahne alıntısıyla beraber müthiş bir şarkı!!sabaha karşı yaklaşık 10 kere başa sarıp,izleyip dinledim!son zamanlarda hiç bir görsel beni bu kadar etkilememişti!!şarkı,sözleriyle,müziğiyle,söyleyen kadının sesindeki o inanılmaz büyüyle,öyle etkiledi ki beni anlatamam..

merak edenler ,sözleriyle beraber klibi izlemek için buraya tıklayabilir..şiddetle tavsiye edilir!!

4 Aralık 2009 Cuma

Dünyayı Kurtaran Adam (+18)



nasıl bir şeydi,neden yapılmıştı,hangi aklın ürünüydü,çekildikten sonra hangi vicdan sindirebilmişti ve izlenmesi "para karşılığı" bir hadiseye bağlamıştı bilmiyorum..Flying Dutchman'in blogunda rastladım,daldım gittim gene..biliyorsunuz blogda,sinema filmlerinden alıntılara yer veriyorum..bu filmden alıntı yapmaya kalksam,ömrümden ömür gider,onu da koysaydım,bunu da koysaydım diye..aşağıda filmin başlangıcındaki giriş metni var..altını çizmeye kalkmıyorum bazı cümlelerin,o kadar vaktim yok :)çocuklarınızı yazıdan uzak tutun..


İnsanoğlunun ilk uzaya açılıp aya gitmesiyle uzay çağı başlar. Uzay çağı dünyalılar için bir ilerleme çağıdır. Binlerce yıl böyle yaşamışlardı, uzay çağı geçmiş, zaman ve yaşam galaksi çağına ulaşmıştı. Yüzbinlerce yıl geri kalmış , dünya ve gezegenler sistemi uzayda galaksi sistemine dönüşmüştü. Medeniyetler, tarihler geride kalmış, insanlar ilk çağlardaki gibi basit yaşamla yetinmeye başlamışlardı ve bütün güçleriyle ölümsüzlüğü bulmak, devamlı yaşamı sağlamak için amansız bir çalışma ve mücadeleye girmişlerdi. Bu çağda dünya milletleri, medeniyetleri, ırkları dinleri ayrı devletler halinden çıkıp, tek bir varlık haline geldiler. Tek bir dünyalı yaşayışları ve kavimleri, galaksi çağının dünya insanlarını meydana getiriyordu. Dünya çılgın bir silahlanmanın sonucu olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelmişti. Dünya bu gibi tehlikeleri bir kaç kez geçirmiş, hiçbir kuvvet dünyayı yok edememiş fakat dünya bazı zamanlarda parçalara ayrılmış, dünyadan kopan parçalar uzayda meteor taşları haline gelmişti.







Bazı gezegenlerde hayat devam etmekte, yaşam sürmekteydi ama nükleer savaş çok hızlanmıştı. Hükmetmek, daha güçlü olmak için o güzel, mutlu dünya delice parçalanırken, birden gizli ve çok güçlü bir düşmanla karşı karşıya kaldı. Beş milyar yıl önce ışın ve enerjiden madde haline gelen dünyamız, galaksi çağında lazer ışınlarının etkisiyle toz bulutları haline gelip parçalanmaktadır. Bu düşman kimdi, hangi galaksideydi? Bütün dünyalılar bu tehlikeye karşı tek bir silah kullandılar. İnsan beyin gücü ve iradesiyle birleştirilmiş bir tabakayla karşı koymaya başladılar. İnsan beyin moleküllerinin sıkıştırılmasıyla oluşturulan bir tabaka dünyayı koruyordu. Dünya her saldırı karşısında toz bulutu haline gelmekte, önündeki koruyucu kalkanın arkasına sığınmaktaydı. Bu kalkanı delecek tek güç insan beyini ve iradesiyle yaratılacak bir silahtı. Ama gerçekte , galakside bulunan dünya düşmanları silahları ne kadar güçlü olursa olsun beyinleri yoktu. Dünya ve insanın değeri sonsuzlukta en büyük silahtı. Dünyalılar bu bilinmeyen düşmanı aramaya başladılar. Ama ne yazık ki gönderilen hiçbir savaşçı geri dönmedi. Dünyalılar toplandılar, kavimler bir araya gelip çare aradılar. Tek çare düşmanı bulup savaşmaktı. En güçlü en büyük iki Türk savaşçısı ve diğer dünyalılar uzaya açılıp bilinmeyen düşmana savaş ilan ettiler. Bazı dünyalılar bu savaşa katılmadılar . Fakat hayal güçlerini gerçek ve mantıkla birleştiren her insan bu savaşa katılıp kazanmak azmindeydi.

3 Kasım 2009 Salı

vizontele


askere gidecek olan delikanlı,sevdiğine kendinden bir hatıra bırakır..ilk buluşmalarında kanayan dizin,bağladığı kabuktur o hediye..kız,bir şiirin,bir fotoğrafın daha önemli olduğunu düşünmektedir..çocuk niye kabuğunu verdiği açıklar kıza aşağıdaki cümlede..cümle ağlamış,kız ağlamış,bu satırları buraya yazan ağlamıştır..

-Düşündüm ki fotoğraf vermekten iyidir.. Fotoğrafa bakar bakar alışırsın.. ama yara öyle değildir etimden bir parçadır ne zaman baksan acırsın. ...

6 Eylül 2009 Pazar

ADA -The Island


James McCord: Şey. Örneğin bişeyi çok istediğin zaman gözlerini kapar ve dileğini söylersin. Tanrı Seni Duymayan Kişidir.




Ada-The Island-2004

14 Ağustos 2009 Cuma

Casablanca



Berger : Beş kere,beş yerde öldürüldüğünüzü okudum.
Victor Laszlo : Her okuduğunda doğruydu.


Casablanca-1942

12 Ağustos 2009 Çarşamba

BUDUR!!!


repliklerle oldum olası takıntılıyımdır..filmin birinde duyduğum sağlam bir replik,filmin geri kalanında beni filmden koparabilir..Çağan Irmak'ın Issız Adam'ından:

Karlar üstünde donmak üzeresin,uyumak tatlı geliyor,ama sen öldüğünün farkında bile değilsin..

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Gönlübol Arif


"ben gönlübol arif, her çileyi bilerek doğmuşum. olsun be, yaşıyorum ya, hayattayım ya! işte bizim belalımız da bu. kendisi öz be öz amcam olur. bakmayın benim gariban olduğuma amcada okkayla para vardır ha. itibar yerindedir hani. benim de serserilik ruhumda... amcam sağolsun, beni adam etmeye az uğraşmıyor ama nafile. işte al gene beni evine götürüyor. her vukuatımdan sonra böyledir. alır eve götürür, üç gün sonra bir bomba patlatırım hadi yallah sokağa. bakalım bu sefer ne halt ediceğiz. ya bir mahpustan çık öbürüne gir olur mu ya? bak gene bizi bu köşkte yaşamaya mecbur edicek amcabey. bu amcabey iyi adamdır hoş adamdır, dili tatlı cebi beş altı katlıdır, kalbi derin bir yerlerde saklıdır ve siz ne söylerseniz söyleyin en sonunda gene o haklıdır. hey yavrum hey! ay yavrum ay'"

Sadri Alışık denince akla gelen ilk karakter Turist Ömer'dir;yani fotoğrafta görünen karakter..Sadri Alışık filmi görüpte oturup sonuna kadar izlemediğim nadirdir.askerde akşam iştimasına geç kaldığım,otele giderken servis kaçırdığım olmuştur.her filmi güzeldir benim nazarımda..enteresan cümlelerle bezenmiş konuşmalarından çok otlanmışımdır lise yıllarımda..benim en sevdiğim,ismini duyunca ilk aklıma gelen karakter;"Gönlübol Arif"tir..resmin hemen altında tırnak içerisinde verilen metin,o filmin hemen başında verilen dış sestir.

filmde Filiz Akın'la başrolleri paylaşır.Konu şudur:"Yoksul mahallelerin birinde insan arasına karışıp,ordaki hayatı kitap yapmaya çalışan bir yazarımız vardır:Filiz Akın.Fatoş lakabıyla o insanların içine karışır,yoksul insanların kalplerine taht kurar.en çokta Gönlübol Arif'in..beraber geçirilen zaman içerisinde,Arif kıza içten içe abayı yakar,ay gibi tutulur..derken günlerden bir gün sırra kadem basar kız..herkes olayın içyüzünü merak eder,ama sonuç alınamaz..Arif,Fatoş'unu arayadursun,kitapçının birinin önünden geçerken kendi ismini görür kalınca bir kitabın üstünde..ömründe ilk defa kitaba para verir ve okur merak içinde..meyhanede arkadaşlarına yüksek sesle tekrar tekrar okur..herkes merak içindedir.yazar bu mahallenin bu kadar ayrıntısını nerden biliyor,Gönlübol Arif'i nerden tanıyor(dur)?Arif kitapçıya gidip yazarın adresini ister ve yazılan adrese doğru intikal eder.eve vardığında,best seller(!) arasına giren kitabın başarısını kutlamak üzere toplanan bir güruh vardır.Gönlübol Arif olayın içyüzünü anlayınca bir konuşma patlatır ki..peehh!!ağlanılasıdır!!özeti budur filmin,ama özetlemek bu filme yapılacak en ağır hakaretlerden biridir aslında..özetlenmemeli,saniyesi kaçırılmadan izlenilesidir..tanrı beni affetsin..

bir gün bir yerlerde denk gelirseniz,kardeşinizin naçizhane tavsiyesidir;muhakkak izleyin..

16 Mayıs 2009 Cumartesi

melekler,şeytanlar ve hayal kırıklığı...




kitabını okuyup,arka kapağı da,filmlerden fırlamış bir edayla çevirirken,iyi bir kitap okumuş olmanın mutluluğuyla gözlerimin içi gülmüştü..geçen günlerde Nicholas Cage'in Kehanet filminden önce fragmanını görmüş,ve onu hayal etmekten Kehanet'i ıskalamıştım..

geçen hafta arkadaşlarla toplanıp gittik filme..dakka 1,gol 1:König filmde yok..Vıttoria Vetra'nın babası bile yok..babasının yerine bi ortak uydurmuşlar filme..biraz daha uğraşsalarmış,kitaptan bağımsız yazılan ilk uyarlama olcakmış..

Dan Brown'un Melekler ve Şeytanlar kitabını okumamışlara:Gidin bu filme,harika olmuş..O kitabı okumuşlara:o kitap hayallerimizde canlandırdığımız haliyle kalsın..gitmeyin bu filme...