reyting etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reyting etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2010 Cumartesi

kim milyoner olmak istemez ki...



dün aksam elimde Travenian'in Hesaplasma'sina dalmisken,tv'de acik olan RTL'de yayinlanan kim milyoner olmak ister'in spikerinin "ve 500.000 Euroya ulasiyoruz!!" diye haykirmasiyla gercek dünyaya döndüm..herifin biri 1.000.000 €'luk soruya ulasmisti.buna ragmen o kadar sakin ki,onun yerine ben gerildim..

neyse efenim,son soru soruldu:"Almanya'nin falan tarihte Bayern'de üretilen ilk pulunun adi nedir?" herif cevabi tahmin ediyor ama emin degil..son jokerini kullanip arkadasini aradi.soruyu okumadan önce bi de hal hatir sordu..okudu soruyu ve "cevap suydu degil mi?" dedi..telefondaki ses "olabilir,ama emin degilim." diyince,yarismacidan telefondaki rkadasina cevap:"evet evet dogru cevap bu!"

stüdyoda bi kahkaha yükseldi..sonra cevap aciklandi ve herif 1.000.000 € kazandi..herif o sirada izlemedigim bölümde,seyirci jokeri kullandiginda %80'lik oranla dogru cevabi veren izleyicilere tesekkür ediyordu..

eh,yillarca izledikten sonra sonunda büyük ödüle ulasilan bir bölümünü izledik su programin..ahir ömrümüzde yeni bi dönüm noktasi :)

iyi haftasonlari hepinize..

9 Eylül 2010 Perşembe

gecekondu!

muthis bi yapim var ekranda:gecekondu!star tv'de yayinlanan bu progam hakkinda daha sonra bi yazi yazcam ama,simdilik son bolumde programi terkeden -ayni zamanda programin yapimcisi- Sinan Cetin'e yazdiklari siiri paylasiyorum.gece gece gozumden yas geldi yemin ederim:) bu posttan mail yoluyla haberda olan arkadaslarim videoyu izlemek icin mailin sonundaki blog linkine tıklayabilir.


26 Ağustos 2010 Perşembe

HOUSE M.D.



bu blogda hiç bu kadar hızlı yorum geldiği olmamıştı..HOUSE'un adı geçince yorum düştü hemen.zten adını zirettik paylaşmamak olmaz.

dünyanın en aykırı doktoru Gregory House ve ekibinin muhteşem hikayesi..her gece 00:30'da arkadaşlar..mutlaka izleyin!

the doktorlar!



show tv'ye her 3 bakışımdan birinde bu var..ve bi de farklı farklı zamanlarda.sahurda,sabah,öğlen,iftar vakti..yurtdışında yapılmış ve başarılı olmuş yapımların,hadi şunun bi içine sıçalım telaşıyla yapılmış ülkemize uyarlanmış hallerinden biri.adının doktorlar olduğuna bakmayın siz.aslında hikaye bi mahalle hikayesi.yani bu dizide geçen konuşmaları farklı bi dekora uygulayın,mesela sebze haline koyun bu insanları,aynı dialoglar geçsin,dizinin adı da "komisyoncular" olsun kimse kıllanmaz.çünkü bu dizide konuşulan kadar tıp,bu ülkenin her yerinde konuşulur.onun yerine daha çok karmaşık aşk olayları,ailevi sıkıntı ve ilişkiler falan işleniyor.ama bu olayları yaşayanlar doktor ya!bu dizimizde son derece tıbbi bi dizi oluveriyor.hatta yapımcı şirket tarafından steril ortamda izlenmesi tavsiye edilse yeridir.

bi kere nasıl bi hastaneyse bu,hiç böyle ölümcül hastalıklarla,ciddi yaralanmalarla felan gelen yok.yani her doktorun hastaya müdahele edene kadar koridordaki eski sevgilinin yeni sevgiliyle muhabbet etmesini uzun uzun izleyecek kadar,eski bi kaç anıyı hayal edip dertlenecek kadar vakti var!doktorların %99'u genç...bu gençler hastaneye alınırken de belli ki sayılarının eşit olmasına dikkat edilmiş.ne kadar kız,o kadar erkek!söylememe gerek yok,tabii ki kızların hepsi,mankenlik yapmaya müsait derecede güzel.zira hastanenin anatomi bölümü,aynı zamanda işe alınacak bayan personelin fiziki özelliklerini de inceleyerek göreve getiriyor.

evet dizimiz üç aşağı beş yukarı bu..itiraf ediyorum,3 gündür gördükçe izlemeye çalışıyorum.yazabilecek kadar bi şeyler elde edebilmek için ama.....maalesef...yahu yapılmasın demiyoruz elbette!ama be kardeşim bu kadar da kötü değil ya!!bu kadar da ucuz değil!!

E.R. gibi,ve hele hele HOUSE gibi örnekleri varken-ve ben HOUSE'un bütün sezon DVD'lerini biriktirecek kadar hayranıyken-,bana göre bunların yaptığını emniyetin bodrumlarında işkence aleti diye kullansalar da olur bence..

11 Mart 2010 Perşembe

geç keşfedilmiş yetenek (!)


ortalıkta bir fırtınadır kopuyor;Ramiz Dayı fırtınası..Facebook'ta videoları paylaşılıyor,replikleri  anlık ileti olarak paylaşılıyor.Ramiz Dayı'yı canlandıran adam olan Tuncel Kurtiz'in,onca yıllık tiyatroculuğun,Almanca,İngilizce başyapıtlarda başrolde oynamaların,Altın portakallarda,Berlin Film Festivallerinde en iyi erkek oyuncu seçilmenin sonunda vardığı nokta:Ezel'deki yaşlı adam!

Sürü filminin "cd"sini getirmişti bizim teyze oğlu bir gün.bizim evde babamdan gizli izliyoruz.simge durumuna küçültülmüş Titanic hazırda bekletiliyor,babaya yakalanmamak için.babam Yılmaz Güney hayranlığımızdan haberdar ve bu yüzden bize suç üstü yaptığı ilk anda derimizi yüzme potansiyeline sahip..o filmde sergilediği müthiş oyunculuk halen ve halen Türk sinemasındaki bir kaç muhteşem oyunculuktan biridir benim için..o Tuncel Kurtiz,bu halk onu tanısın diye Kenan İmirzalıoğlu'nun reytingine muhtaçmış,onu anladık..

halkım bu ara çok bahseder oldu ondan..ne büyük oyuncuymuş değil mi?...geç keşfedilmiş öyle değil mi?..bunun  gibi niceleri meşhur olamadan,silinip gitmiş değil mi!!!??

öyle zannetmeye devam et sen ey halkım!!!yakında Aşk-ı memnu'yu,Yaprak Dökümü'nü kitap yaparlar!!!!!alıp mutlaka oku oldu mu!!kitabı alana,Behlül'le Bihter'in gizli çekim görüntülerinin cd'sini veriyorlarmış..yastıksız yaptıklarını da görün de rahat uyuyun artık geceleri diye..

sen yine de çooook şükür de,Tuncel Usta..ölümden önce kıymetinin bilinmesini de gördün ahir ömründe..buna da şükür Ustam..buna da şükür!

19 Aralık 2009 Cumartesi

özel kanallara öneri!!


özel kanallara sesleniyorum:yaprak dökümü,aşk-ı memnu,dudaktan kalbe,hanımın çiftliği diyerekten;alttan alta "Türk Edebiyatına da sahip çıkıyoruz" ayağına yatarak romanları,kitapları televizyona uyarladınız.bizler de,senaristlerinizin adam gibi senaryolar çıkaramadığını,çıkardıkları senaryoların da ne kadar kötü olduklarını görmezden gelip,bu yalanı yedik(!)..hoş,uyarladıklarınızı bile 2 bölüm sonra leşe çevirdinizi de neyse,o konuya girmicem..

size bi tavsiyem var..hazır uyarlayıp uyarlayıp koyuyosunuz önümüze..size 3 ciltlik bi kitap öneriyorum,3 sezon çıkartabilirsiniz..hatta siz için işine herifin kızıyla iş pişiren bi hala kızı koyar,lezbiyenlik Türk gençliğini nasıl etkiler gibi magazinsel seramoni eşliğinde işin kaymağını yersiniz..kitabımızın adı Das Kapital,yazarı Karl Marx!hatta reklamları da şöyle olur:
Karl Marx'ın ölümsüz eserinden uyarlanan Das Kapital bu akşam "Kanal Bimem N" ekranlarında.sakın kaçırmayın..

nasıl fikir?

uyarlamazsanız topsunuz!!

20 Kasım 2009 Cuma

aşka gel ey halkım!


Bu topraklarda her şeyin uzmanı bulunur..ama en çok uzmanlıkla ilgili belge veya diploma gibi evrağı ispatı olmayan şeylerin..uzun zamandır Türk televizyon izleyicisini meşgul eden bir yapım olan Aşk-ı Memnu da bir diğer uzmanlık alanımız olan,”aşk” konulu..

Öyle ya aşk hepimizin uzmanlık alanıdır..her birimizin bu konuda kitaplar yazacak kadar tecrübesi,yaşamışlığı vardır..aşkımız için dağ deler,çöl geçeriz..hepimiz Ferhat’la Şirin’i,Leyla’yla Mecnun’u,Kerem ile Aslı’yı biliriz..Mem u Zin vardır ama o pek bilinmez.çünkü onların aşkı farklı bir dildedir ve biz aşka da dil farkı koyarız.”aşkın dili yoktur” ama toplumumuz henüz o konuya gelmemiştir.

Bi de aşk temiz,kutsaldır der,böyle biliriz..ha sonra bütün bunları bilir, amcasının karısıyla yatan bir dizi karakteriyle,onunla yatan yengenin yaşadıklarını aşk diye izleriz.mahallenin kızı,mahallenin namusu diye terimler dilimize yer etmişken,işi daha ileriye götürenler,resmen ensest ilişkiyi sokarlar hayatımıza,aşk süsü vererek.gündelik hayatta kendi evladı yapsa,evlatlıktan reddecek aileler,evlatları ve çekirdekleriyle tv karşısındadır o dizi oynarken.çocuğuna nasıl nasihat verebilecekler,Allah korusun kendi başlarına benzer bir şey geldiğinde çok merak ediyorum.anladığım kadarıyla iş sadece bu ikisinin ilişkisi de değil..işin içinde başka aşklar da var..bu yengesiyle iş pişiren çocuğun bi de kuzeni olan bi kız var..o da bu çocuğa yanık..çocuk ikisini bi arada idare etmeye kalkarsa sen o zaman seyreyle heyecanı,gerilimi,entrikayı..bi bölüm onla bi bölüm bunla..hey yavrum hey..yurdumun yağız delikanlısı,yürü be,helal sana bu yollar!!

dizi yetmez,bir de sevişme sahnesiyle ilgili magazin haberleri takip edilir günlerce..bölümlerinin birinde bi de sevişme sahnesi vardır ki,her sevişme sahnesi bu ülkede çok konuşulur.Nuri Bilge CEYLAN’ın Cannes Film Festivali’nde ödül alan filmi “3 maymun”a gitmiştim bir zamanlar.-açık söylemek lazım sevmedim filmi- antrakta şöyle bi konuşmaya şahit oldum:
-hani hafız,sevişmedi bunlar.
-dur oğlum herif hapisten çıkcak,ondan sonra 3 gün sürer bunların işi!
YUH!!!..bi daha YUH!!! yeri geldi mi ülkemizden ödüllü fil çıkmaz deriz,ödüllü bir film çıkar,onu da bir çift çıplak kadın göğsüne feda ederiz.ayrıca 20 yıl Türk Tiyatrosuna hizmet eden Hatice ASLAN KALELİ’yi ülke gündemine taşıyanın o sahneler olması,bizim türk oyunculuğuna ve oyuncularına verdiğimiz değeri simgeler de,neyse,o başka yazının konusu olabilir..işte bizim çıplaklık ve sevişme sahneleriyle ilgili yaklaşımımız bir kere daha peydahlandı bu dizide.bu ikili,dizinin bir bölümünde yatağa girip seviştiler,günahları boyunlarına.sonra her tarafta bu görüntüler hakkında türlü yazılar yorumlar yazıldı.eski oyuncular,yeni yetmeler,her konuda fikri alınması lazım gelen değerli mankenler konu hakkında yorumlarını paylaştılar bizimle.olaydaki kadın karakter,kameraların karşısında “arada yastık vardı “deyiverdi..yönetmen yoktu diye yalanladı,halk bütün bu gelişmeleri ağzı açık izledi,parsayı bu haberlerden para kazananlar topladı..

Televizyoncular,magazinciler pişirip pişirip koydular önümüze.diziyi yayınlayan kanal,arada çıkan reklamların her saniyesi için aldığı paraya %300 zam yaptı,oyuncular bölüm başına aldıkları milyarlara yenilerini eklediler.. biz televizyonu kapatıp,Bihter ve Behlül’ün kavuşmaları için dua edip,mışıl mışıl uyuduk....

e tabi,bizim uyanık, örf-adet bilen,gelenek-görenek,edep-erkan bilen halkımız alet oldu bu oyunlara..sessiz sedasız,Türk gençliğinin zihinsel gelişimiyle(!),inanışlarımızla,değerlerimizle aynı yatağa girdiler,ve araya yastıkta koymadılar haberiniz olsun..

7 Kasım 2009 Cumartesi

susam sokağı


çocukluğumuzdan renkler...sarısıyla,mavisiyle,yeşiliyle onlar..
benim ilkokuldaki başarılarımı bu programı izlememe bağlamıştı yakın çevrem..bir nevi okul öncesi eğitim vazifesi görmüştü bizim jenerasyona..

susam sokağının 40. yıldönümüydü dün..yaşını hiç göstermeyen bu kahramanların,nice 40 yıllar boyunca nesillere bir şeyler öğretebilmeleri temennisiyle..

13 Ağustos 2009 Perşembe

gezelim,güzelim...:)


ekranlarda gördüğümde gerçekten keyiflendiğim ve izlerken büyük keyif aldığım programlardan biri:"Gülhan'ın Galaksi Rehberi".zaten böyle dünya gezen belgesellere her zaman meraklıyımır,hep çok sevmişimdir ama,bu programı sunan hem sempatik,hem güzel bir bayan olunca daha da çok izleyesim geldi..sunucu Gülhan Şen'le ilgili yaptığım yorumlar ne olur yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermesin,hiç kimsede cinsel içerikli çağrışımlarda bulunmasın.sadece çevremizde,hem espiri yapabilen,hem güzel,hem sempatik,hem kültürlü kız yok artık..o kızlara duyduğum hasretlikten ötürü belki,daha çok sarıldım bu programa..hoş bütün bu özelliklerin bu arada bulabileceğimiz bi insan zaten yokta,en azından güzel ve sempatik bir bayan olsaydı çevremizde (tamamen insani ilişkiler açısından söylüyorum,beni bilen bilir) bu program dikkatimi bu kadar çekmezdi..


sunucu Gülhan Şen,aslen bulgaristan doğumlu göçmenlerimizden. bulgaristanda yaşarken zorunlu isim değişiklğine uğramışlardan kendisi. o zamanlar aldığı isim Galina Hristova Mihaylova.Türkiye'ye döndükten sonra İstanbul ünv.iletişi fak.radyo televizyon bölümünde okumuş. londra'da, hem de reuters'de tv haberleri ve programları hazırlama üzerine ğitim almış.1978 doğumlu.kendisini,zamanın ruhu programında ilk defa izleyip hayran kalmıştım..harika bir insan..

kendisi ile ilgili yaptığım küçükl çaplı araştırmada,verdiği bir röpörtaja denk geldim.bulgaristan'dan dönüşü ile ilgli söylediği şey çok hoşuma gitti:"Sahip olduğum her şeyi geride bırakıp bilinmezliğe doğru bir yolculuğa çıkmak".valla tabii onun o yolculuğa çıkana kadar yaşadığı süreç ve o süreç içerisinde ve sonrasında yaşadıkları ağırdır,zordur bunu anlayabiliyorum ama,onu bize kazandırdığı için o sürece de teşekkür etmek gerekiyor heralde..
velhasıl-ı kelam..denk gelirseniz kaçırmayın derim ben.normalde cumartesi akşamları 23:25'te yayınlanıyor ama,bazı hafta içi günler tekrarı veriliyor.dikkatinize sunulur..

6 Haziran 2009 Cumartesi

ayna ayna..


yaptığım işle ilgili şöyle bi şey vardır:"karşındakine bir şeyi yapmaması gerektiğini söylemek zorunda kaldıysan,ona muhakkak alternatif üret!!"

"yemekteyiz" ve "var mısın yok musun"la ilgili o kdar yazdıktan sonra "e ne izleyelim kardeşim" diyen halkımıza cevap veriyorum:AYNA..müthiş bilgilendirici ve bir o kadar da zevkli bir belgesel..her pazartesi akşamı Samanyolu televizyonunda..

var mıyız,yok muyuz?


Aziz Nesin geldi aklıma..milletimizin zeka seviyesiyle ilgili yaptığı saptama..neyse..

blog oluşturmaya başladığımda arkadaşlar demişti "sen kesin yazarsın bunu" diye..yazıyorum:)

ekranlarda izlenme rekorları kıran yarışma programlarından biri de bu:Var mısın,yok musun?formatla ilgili bi lafım yok.niye insanlara beleşten para kazandırmayı özendiriyorlar tribine girmiş değilim-ki öyle olsa önce sayısal lotoyu kaldırsınlar- ama yarışmanın sunuluş şekli ile ilgili inanılmaz kanıma dokunan şeyler var..ilk olarak alman RTL kanalında izlemiştim.takriben 25 dk süren bir yarışmaydı.yarışmacı numara söylüyor,çıkana razı oluyordu..bizdekiyle kıyasladığımızda,yarışmacının otobüs durağında otururken gelmiş bir anketöre cevap vermesi gibi bi şeydi kadının kutuları seçme işlemi..

geçenlerde yine evde izlenirken bu yarışma,yaptığım yorumlara herkes hak verdi,ve aynı herkes yarışmayı sonuna kadar izledi!!

geçenlerde anlatılıyordu bak dinle;herifçioğlu 3 ay mı ne beklemiş o stüdyoda ve yarışmaya hak kazanmış..200 lira mı ne almış aga!!!200 lira yav..ülen 3 ay boyunca tırnaklarını kesip satsan 200 lira toplardın be!!!

el ele tutuşmalar,sinerji yaratmalar falan..tövbe tövbe ya..

tamamen şans oyunu olan,söz konusu kişinin oturduğu yerden rakam tahmin etmekten başka zahmete girmediği bir yarışma programında şöyle cümleler duyuyorum:"BEN SANA GÜVENİYORUM,SEN BAŞARACAKSIN,UZUN ZAMANDIR BURDA ÇOK ZORLUKLA MÜCADELE ETTİN,EMİNİM KARŞILIĞINI ALACAKSIN.."...ney!?nasıl nasıl!?

bu nedir yahu!!ülen herif ne başaracak,hangi konuda güveniyosun("-Recai,g.tünden bal damlıyor kardeşim..eminim salladığın numara sana para getirecek!!)ayrıca ordaki yarışmacıların harcadığı emek ancak ve ancak uzun süre aykata durmaktan dolayı bacaklarının yorulmasına karşı,yine de ayakta durmak için harcadıkları emektir..

ama suç onlarda değil..suç bunları izleyende..suç;bunları yaşadığı yerde izlettirende..suç;evdekiler bu programları izlerken,kalkıp o televizyonu balkondan atmayan bende..suç bende..suç bizde!!!

29 Mayıs 2009 Cuma

do you know zıkkımın kökü?




tutup,bu kadar aç insan var,bunlar yediklerini beğenmiyorlar gibi şeyler söylemek istemiyorum..ama yeter be kardeşim be!!!öhh yani!!!

ben size bi şey söylim mi?hani filmlerde ,dizilerde sigaranın üstünü sansürlüyorlar.amaç ne orda:gençlerin zihinsel gelişimi,özenmemeleri,cart,curt...temel olarak toplum zarar görmesin,yeni nesil bozulmasın..bence;"misafir umduğunu değil,bulduğunu yer." ata sözüne sahip bir milletin evlatları,sofraya oturup;"yemek iğrenç olmuş,bu böyle yapılmaz,bu şöyle olur,benim ebem bunu daha güzel yapardı."diyemez..dememeli!!!toplum böyle bozuluyor işte..

sonuçta reyting dalgasına,koyuyorlar böyle programlar ve izleniyo işte..

şimdi değil..bütün gün oturup o programı izleyip,"haah,iyi dedin valla gız" diye tempo tutan ablalar:bir gün misafirlikte kendi öz evladı,ev sahibine,"senin yaptığın yemek olmamış,iğrenç yapmışsın" dediğinde,suratı mosmor kesilip,utancını ardına saklayacağı bir tabak aradığında ve misafir o tabağı çoktan önünden almış olduğunda beni çok daha iyi anlayacak..

hazır nesil bozulmuşken,türkçe gitmişken,saygı bitmişken,bu programa katılıp yemek beğenmeyenlere bir mesajım var..ingilizce yazayım da anlasınlar:"HEY!BEĞENDİN Mİ MORUK...OKEEY!DO YOU KNOW ZIKKIMIN KÖKÜ!!??"